Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık

/
16 dakikada okunur

Şeref Yumurtacı

Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık hocayı değerli tarihçiler; Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın ve Prof. Dr. Mustafa Küçükaşcı anlatıyor…

Yüz yıllık hayatını Türk tarihine adayan, eserleriyle başta Osmanlı tarihi olmak üzere Türk tarihine siyasi, ekonomik özellikle kültür ve medeniyet alanında büyük katkılarda bulunmuş tabiri caizse Türk tarihçiliğinde yeni bir çağ açmış Halil İnalcık hocamız, 1916 yılının 7 Eylül’ünde bir Perşembe günü İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Babası Kırım göçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım’dır.
İlk ve ortaokulu Ankara ve Sivas’ta okudu. Lise öğrenimini Balıkesir Necati Bey Muallim Mektebi’nde tamamlayan İnalcık, lisans eğitimini ise 1935’te Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Yeni Çağ Tarihi Bölümüne (AÜDTCF) başladı. 1940 yılında mezun olduktan sonra fakültede asistan olarak kaldı.
Hayatını Türk tarihini aydınlatmaya adayan İnalcık Hoca, Sadece Türkiye’deki çalışmaları ile değil dünyanın her yerinde Türk tarihini, Türk kültürünü anlatmaya yönelik çalışmalar yaptı. Columbia, Princeton, Pennsylvania ve Harvard üniversitelerinde ziyaretçi profesör olarak dersler verdi ve 1972 yılında Ankara Üniversitesinden emekli olarak Chicago Üniversitesi’nde Osmanlı Tarihi Kürsüsünü kurdu. 1973 yılında kitabı “The Ottoman Empire The Classical Age 1300-1600” (Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ 1300-1600 ) yayımlandı.
Osmanlı tarihini aydınlattı
1993 yılında Bilkent Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nü kurdu ve ömrünün son zamanlarına kadar Bilkent Üniversitesi Osmanlı Tarihi Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora öğrencilerine seminer dersi verdi. 2003 yılında Bilkent Üniversitesi’nde bir merkez kurdu. Halil İnalcık, yıllardan beri tuttuğu notları, Osmanlı Tarihinin her alanıyla ilgili fişlerini ve dosyalarını, dünyanın dört bir yanından topladığı çok değerli arşiv belgelerinin fotokopilerini, üzerlerinde çalışmalar yapılması için ve araştırmacılara açık olmak üzere kurulan merkeze bağışlamıştır.
Prof. Dr. Halil İnalcık, çok iyi düzeyde Osmanlı Türkçesi, iyi düzeyde; İngilizce, Fransızca, Almanca, orta düzeyde de; Arapça, Farsça ve İtalyanca biliyordu. Uluslararası çapta şöhreti olan Halil İnalcık, Cambridge Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyada sosyal bilimler alanında sayılı 2 bin bilim insanı arasında gösterilirken; Türk, Amerikan, İngiliz, Sırp ve Arnavutluk akademilerine üye seçildi. Çok sayıda ödül ve nişan takdim edilen Halil İnalcık, birçok üniversiteden de fahri doktora unvanı aldı. Bunların hepsinin yanında Prof. Dr. Halil İnalcık, 2002’de İslam Konferansı Teşkilatı tarafından “Teşekkür Plaketi”ne layık görülürken, 2002 yılında da “Kültür Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü“ne layık görüldü.
Kabri Fatih Sultan Mehmet’in yanında
Prof. Dr. Halil İnalcık hoca, 25 Temmuz 2016 Yılında 100 yaşında Ankara’da tedavi gördüğü hastahanede vefat etti. Cenazesi, Bakanlar Kurulu kararıyla çok sevdiği 7. Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri’nin de türbesinin bulunduğu Fatih Camisi Haziresi’ne, Ali Emîrî Efendi’nin kabrinin biraz ilerisine defnedildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile mezarı, geleneksel Osmanlı ulema kabri şeklinde yapıldı. Kabir düzenlenmesinde Ahmed Cevdet Paşa’nın kabri örnek alındı. Mermerden yapılan kabrin yazma ve motifleri altın varak ile süslendi. Mezar taşının yapım sürecini bizzat İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Coşkun Yılmaz düzenledi. Taşları Nakkaş Muammer Semih İrteş imal ettirdi ve ayaktaşındaki klâsik tezyinatı da Muammer Semih İrteş hazırladı. Gelenek uyarınca kabirlerin baş kısmındaki taşa yazılması gereken tarih kitabesini günümüzün önemli hattatlarından Sabri Mandıracı yazdı ve hat günler süren bir çalışmanın neticesinde mermere yine eski usulle yani el ile işlendi. Mezar taşına işlenen manzumesinin son mısrası yine geleneklere uygun olarak ebced hesabı ile düşürülen ve son mısrası Hoca’nın vefat tarihi olan hicrî 1437’yi verecek şekilde hazırlandı.
Hakkında yazılanları ve yaptığı çalışmaları anlatmaya kitapların dahi yetmeyeceği Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Hoca’mızı onu yakından tanıyan tarihçilere sorduk.

Prof. Dr. Erhan Afyoncu
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü

“Tarihçilere üç önemli miras bıraktı”
Rahmetli hocamız bana göre tarihçilere üç önemli miras bıraktı:
1- Tarih belgeyle yazılır.
2- Heves ve heyecanı olmayan kişiden tarihçi olmaz.
3- Başarının şartı hiç durmadan ana kaynaklara dayanıp, bilgileri mukayeseli ve eleştirel olarak analiz ederek çalışmaktır.
5 yıl önce tarihçilik mesleğine şan ve şeref katan en büyük Osmanlı tarihçisini, Halil İnalcık hocamızı kaybettik. Yaptığı araştırmalarla ufkumuzu açtı. Osmanlı tarihine karşı hem dünyada hem de Türkiye’de bakışı değiştirdi.

Prof. Dr. Mehmet İpşirli
İstanbul Medipol Üniversitesi

“Osmanlı tarihçiliğinde çığır açtı”
Uzun ömrünün her anını iyi değerlendirmiş, Türk tarihçiliği, özellikle Osmanlı tarihçiliğinde kaynaklara hâkimiyeti, bu kaynakları bilimsel bir yaklaşımla yorumlamasıyla çığır açmıştır. Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihi, müesseseleri üzerine yazdığı makale ve kitaplarıyla tarihçiliğimizde bir ekol oluşturmuştur. Milletimize ait değerlere daima bağlı kalıp sahip çıkmış, yurt içinde ve yurt dışında pek çok talebe yetiştirmiştir. Osmanlı tarihini dikkate almadan sağlıklı, bilimsel bir Avrupa tarihi yazılamayacağı gerçeğini ortaya koymuştur, bu büyük bir hizmettir. İnalcık İstanbul tarihi ve Fatih Sultan Mehmed araştırmalarına çok önem verdi birbirinden kıymetli arşiv çalışmaları ve araştırmalar yaptı, eserler yazdı, şüphesiz bu çalışlarının mükâfatı olarak Fatih Haziresi’ne defnedilmek gibi bir ayrıcalık kendisine nasip oldu.
Ruhu şâd, makamı cennet olsun.

Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın
İstanbul Medipol Üniversitesi

“Farklı bir derinlik kattı”
Cumhuriyet dönemi Türk tarihçiliğinin tartışmasız en büyük isimlerinden birisi rahmetli Halil İnalcık hocadır. Merhum İnalcık uzun ömrünü çok verimli olarak kullanması ve Osmanlı siyasi ve kurumlar tarihinin hemen her alanında uzun zaman referans olarak kullanılacak eserler vermesiyle dikkati çekmektedir. Çalışmalarında bir taraftan birinci el kaynakları yaygın olarak kullanması ve diğer taraftan modern araştırmalara geniş olarak yer vermesiyle dikkati çekmektedir. Son senelerde Ankara’da ziyaret ettiğimde 90’lı yaşına rağmen genç bir bilim adamı heyecanıyla kafasında tasarladığı konularla ilgili üç dört ayrı konuda topladığı ve çalışma odasına öbek öbek yığdığı ilmi malzemeleri görünce Halil İnalcık Hoca’nın bir ömre sığdırdığı çalışmaların hangi ısrarlı ilmi çalışmalarının sonucu ortaya çıktığı anlaşılmaktaydı.
Osmanlı siyasi, iktisadi, mali ve kurumlar tarihi yanında hukuk tarihi alanında ortaya koyduğu çalışmalar Osmanlı hukuk tarihi çalışmalarına ayrı bir derinlik ve zenginlik katmıştır. Hukuk fakültelerinin hukuk tarihine bir ilmî disiplin olarak imkan tanımadığı yıllarda Türkçe İslam Ansiklopedisi, İngilizce Encyclopedia of Islam’a ve nihayet Diyanet İslam Ansiklopedisi’ne yazmış olduğu “Kanunname”, “Kanun”, “Mahkeme”, Mahkama”, “Imtiyazat” “Cizye”, “Dariba” “Timar” maddeleri, muhtelif ilmi dergilerde yayımlanan “Adaletnameler”, “Land Problems in Turkish History”,“Osmanlı Hukukuna Giriş”,“Osmanlılar’da Saltanat Veraseti Usulü”,“Ottoman Archival Materials on Millets”, “Suleiman the Lawgiver and Ottoman Law” olarak ancak bir kısmının isimlerini verebileceğimiz makaleleri, yine ancak örnek kabilinden zikredebileceğimiz Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I, Hicrî 835 Tarihli Sûret-i Defter-i Sancak-i Arvanid kitapları bugün hala eskimemiş, geçerliliğini yitirmemiş ve hukuk tarihi araştırmalarına yol göstermeye devam eden dikkati çeken çalışmalardır.
Sonuç olarak Halil İnalcık Osmanlı siyasi, kurumsal ve hukuk tarihi çalışmalarına farklı bir derinlik ve boyut kazandırmıştır. Kendisine müteşekkiriz.

Prof. Dr. Mustafa S. Küçükaşcı
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi

“Şaheserler kaleme aldı”
Halil Hoca Osmanlı döneminde Cevdet Paşa ile başlayan ve Cumhuriyet döneminde M. Fuad Köprülü ile devam eden eski ve yeni tarih anlayışını bütünleştirip güncelleyen Türk tarih yazımının son temsilcilerindendir. Hem yerli hem de yabancı kaynakları en yetkin kullanan tarihçiler arasında yer almış, bu kaynakların eleştiri süzgecinden geçirerek nasıl kullanılmaları gerektiğini de göstermiştir. Belgeleri sadece neşretmekle yetinmemiş terkip ve tahlilini yapmış, olayların sebep ve sonuçlarını meydana geliş süreçleriyle ilişkilendirmiştir. Olayları tahlil ederken bürokrasi kadar dönemin ilim, kültür ve içtimaî hayatının rolünün önemini ortaya koymuştur. Aynı şekilde modern tarihçilik ile ortaya çıkmış olan sosyal bilimlerin yöntemlerinin tarih yazımında kullanılmasının da öncüsü olmuştur. Olayları değerlendirirken Avrupa merkezli tarih anlayışına körü körüne bağlı kalmamış, gelenekçilik yaparak yeniliklere direnmeyi de anlamsız bulmuş, ideoloji ve hamasetin tarih yazımına nakısa getireceğini özellikle belirtmiştir. Bir dünya tarihinin Osmanlı tarihi olmadan yazmanın imkânsız olduğunu göstermiştir. Ayrıca Osmanlı tarihinin de dünya tarihinin değişkenleri dikkate alınmak suretiyle anlaşılabilineceğini muhtelif çalışmalarıyla ortaya koymuştur. Allah’ın kendisine nasip ettiği uzun ve sağlıklı bir ömrün her dönemini Osmanlı tarihine dair başlıca müracaat eserlerine dönüşen ve birçoğu dünyanın muhtelif dillerine çevrilen şaheserler kaleme alarak taçlandırmıştır.

Önceki Yazı

Birlikteydik ve Buradaydık

Sonraki Yazı

“Bazı Hikâyelerin Hikâyesi Anlatılmaz”

Son Yazılar

Suveydâ Vizyonda

Usta yönetmen, senarist ve yapımcı Mesut Uçakan'ın yeni filmi "Suveydâ" izleyicisi ile buluştu.