Dinlemek Okumanın Yerini Tutar Mı?

/
18 dakikada okunur

İsmail KAPLAN

Kitaplar binlerce yıldır bilgiye erişimimizin en önemli anahtarı. Önce kil tabletler üzerine, daha sonra papirüslere ve parşömenlere yazılan metinler, matbaanın yaygınlaşması ile birlikte bugün aşina olduğumuz kitap formuna kavuştu. Şimdi sahip olduğumuz teknolojiler ise kitaplar için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor ve e-kitaplar ile sesli kitaplara erişimi hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor.

Dijital dönüşüm son yıllarda alışkanlıklarımızı ve yaşam biçimlerimizi derinden etkiliyor. Eğitim, spor, gündelik hayat ve daha birçok alan dijital dönüşümden payını alıyor. Böyle bir ortamda sanatın da bu değişimlerden uzak kalması beklenemez. Son birkaç on yılda hayatımıza giren dijital sanatlar bir yana, bildiğimiz sanat pratikleri de dijital dünyanın imkanlarından faydalanıyor.
Yeni medya teknolojilerinin yol açtığı biçim ve nitelik değişimlerini kitaplarda da net şekilde görebiliyoruz. 2000’lerin ortalarından itibaren piyasaya sürülen e-kitap okuyucularla birlikte kitapların dijitalleşme süreci hız kazandı. 2010’lara geldiğimizde ise e-kitap okuyucuların, basılı kitaba bir alternatif olduğu dile getiriliyordu. Yine de kimi okuyucular çantalarında binlerce kitabı kolayca taşımayı tercih ederken, kimi okuyucular da basılı kitabın kokusunu tercih ediyor. Kitap okuma pratiklerine dair bu tartışma daha çok su götürecek gibi görünüyor.
Kitapların dijitalleşmeden etkilendiği bir başka boyut da sesli kitaplar. Özellikle son birkaç yılda gittikçe popülerleşen sesli kitapların dinleyici sayısı günden güne artıyor. Kimi dinleyiciler boş zamanlarını değerlendirmek için sesli kitaplara başvururken, kimi dinleyiciler de okumaya vakit bulamadıkları kitapları dinlemeyi tercih ediyorlar.
Sesli Kitapların tarihi
Sesli kitabın tarihi aslında tahmin ettiğimizden çok daha eski. 1878’de Thomas Edison kendi icadı olan fonografın, sonraki yıllarda sesli kitapları mümkün kılacağını belirtmişti ancak o dönemin teknolojisi ile bir kitabı seslendirmek ve muhafaza etmek hiç kolay değildi. Her bir silindirin dört dakikalık kayıt süresine sahip olduğu 19. yüzyıl sonlarında Mark Twain, kendi kitabı Amerikalı Davacı’yı seslendirmekten henüz 16. dakikada vazgeçmişti. Bununla birlikte radyoda seslendirilen kitaplar her zaman için dinleyicinin ilgisini çekiyordu ve onlara ulaşmak daha kolaydı.
1950’ler itibariyle sesli kitapların kaydedilmesi ve muhafazası kolaylaşınca, görme engellilerin kullanımına özel sesli kütüphaneler de oluşturulmaya başlandı. Yine de sesli kitap kavramının genel kabul görmesi ve yayıncılar arasında koordinasyon sağlanması 1980’lerde gerçekleşti. Bu arada ortaya çıkan kaset ve CD formatları da, daha hızlı internet bağlantılarının yaygınlaşmasına kadar geçecek sürede sesli kitaplara ulaşımı sağladı.
Sesli kitapların yalnızca görme engellilere yönelik bir format olmaktan çıkması ve genel okuyucuya hitap etmesi, daha hızlı internet servislerinin ve mobil cihazların hayatımıza girmesiyle birlikte başladı. Özellikle taşınabilir cihazlarla her an, her yerde bir şeyler dinleme imkanına sahip kullanıcılar için sesli kitaplar bir alternatif haline geldi. Bu dönüşümü fark eden yayıncılar ise ücretli ve ücretsiz uygulamalar yoluyla dinleyicilere sesli kitaplar sunmaya başladılar.
İlgi yükselmeye devam ediyor
ABD’de 2019’da %16 oranında büyüyen sesli kitap pazarı, 2020’de de %12 oranında büyüme kaydetti. Elbette bu büyümede pandemi sürecinde kişilerin evde uzun vakit geçirmesinin de payı olduğu ifade ediliyor.
Bugün birçok kitap sever, sesli kitabı bir alternatif olarak görüyor. Kimisi boş vakitlerini değerlendirmek için, kimisi toplu taşımada geçen vaktini daha verimli hale getirmek için sesli kitap dinliyor. Sesli kitaplara erişmek için ücretli ve ücretsiz birçok alternatif var. Popüler ve çok satan kitapların sesli versiyonuna erişmek kolay olsa da, hâlâ birçok kitap seslendirilmiş değil.

Nisan KUMRU:

Platformları yaşamın hızı geliştirdi

Sesli kitaplara olan ilgi arttıkça, birçok seslendirme sanatçısı gerek kendi platformlarında, gerekse sesli kitap yayıncısı platformlarda kitap seslendirmeye başladı. Öyle ki kimi dinleyiciler, bir kitabın yazarına baktığı kadar, o kitabı kimin seslendirdiğine de ba kıyorlar artık.
Sesli kitaplara olan ilginin seslendirme sanatçıları tarafından nasıl değerlendirildiğini anlamak için, sorularımızı, spiker ve seslendirme sanatçısı Nisan Kumru’ya yönelttik. Gerek kendi Youtube kanalı için, gerekse ücretli sesli kitap hizmeti sunan platformlar için kitaplar ve öyküler seslendiren Nisan Kumru, bir kitabı dinlemek ile okumak arasındaki farkları, kitap seslendirirken nelere dikkat ettiğini, yazar ile okur arasında bulunan seslendirme sanatçısının rolünü ve sesli kitapların geleceğini anlattı:
“Sesli kitapların yaygınlaştığı günümüzde bile yazarlar, seslendirileceğini değil okunacağını düşünerek yazarlar. Okumada göz hareketleri, geri dönüşler, tekrar okumalar, okuma hızında değişiklikler olur. Yani dinlemeye göre daha çok çaba sarf ederiz. Bu akılda kalıcılığı artırır. Kitaptan maksat bizzat her okurun kendi okuma tecrübesi ile okumasıdır. Okumaktan alınacak haz bizzat okuma ile olur. Sesli kitap dinlemede hep eksik olan bir yan vardır. Hani okunan romanın filmi seyredildiğinde genelde beğenilmez ya biraz ona benzer kayıplar vardır. Bir de dinlemede sanatçının belli bir okuma hızı vardır bu sabittir. Size düşünmek için zaman bırakmaz. Bazen yazılanı görmek gerekir.”
“Metni bir film gibi gözümde canlandırırım”
“Ben metinle/anlatı ile aslında yazar ile bir empati kurmaya çalışırım, onun tasvir ettiği manzarayı gözümde canlandırabilirim” diyen Kumru, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anlatıdaki hareketi, karmaşayı rahat verebildiğimi düşünüyorum. Adeta bir film gibi metni gözümde canlandırırım. Profesyoneller bir metni artık bir hazırlık yapmadan seslendirmeye başlayabiliyorlar. Tabi kısa sürede okunmuyor. Ortalama hacimde bir kitabı günlük 2-3 saatlik kayıtlar halinde iki üç haftada alabiliyor. Tabii bunlar yanlışlarıyla beraber. Montajlanıyor ve dinleyiciye temiz halde veriliyor. Bu aralarda karşılaşılan problemler hallediliyor. Telaffuz sorunları olabiliyor. Hatalı okumalar oluyor. Özellikle batı kökenli romanlarda isimlerin telaffuzu zordur, arada durup araştırarak, soruşturarak doğru telaffuzları öğrenmek gerekiyor.”
“Dinlemek okumanın ikamesi değil”
Kumru’ya göre bir kitap seslendirildiği zaman, yazılı haline göre daha farklı bir eser ortaya çıkıyor: “Seslendirilen kitap başka bir esere dönüşür, sanatçının (seslendirenin) yorumu girmiştir. Artık bir aracı vardır ve onun yorumuyla eseri tahlil edersiniz. Bazen biz bir eser seslendiriyoruz, yazarı diyor ki; “Sanki ben yazmamışım gibi, başka birinin eseri gibi dinledim.” Şu da var, bazen iyi bir yorumcu (seslendirmeci) metne çok şey de katabilir. Yıllar önce Mehmet Atay’ın sesinden TRT Radyo 1’de Küçük Ağa’yı dinlediğimi hatırlıyorum da bambaşka bir zevkti, kitap okumaktan ayrı bir zevkti. Sesli kitap dinleme asla okumanın ikamesi değildir. Bir tamamlayıcı olabilir. Ayrıca bugün sesli kitap sunan platformlar için sadece seslendirilmesi için yazılan eserler de var. İleride bu alan genişleyebilir. Her metin / kitap seslendirmeye uygun da olmayabilir. Bunu da bir not olarak ileteyim.”
Sesli kitapların, bugünkü hayat tarzımız nedeniyle daha fazla öne çıktığını düşünen Nisan Kumru, kendisinin sesli kitap dinleme alışkanlıklarından bahsederek sözlerini tamamlıyor: “Yaşamın hızından dolayı sesli kitap platformları gelişti aslında. İnsanlar metropol yaşamında kitap okuyamayacakları zaman dilimlerinde -mesela sesli kitap dinleyerek uyuyanlar var, benim gibi- kitabı en azından dinliyorlar bu iyi bir şey ancak açık söyleyeyim sesli kitapları dinlemeye alıştığım için okumak biraz ağır gelebiliyor şimdi. Ama tamamlayıcı demiştim ya bazen dinlediğim bir kitabı alayım, bir de altını çize çize okuyayım diyorum, satın alıyorum. Veya daha önce okuduğum bir kitabı dinleyerek tekrar hatırlamış olayım diyorum. Romanları dinlemek de iyi lakin bazı ağır fikri eserleri dinlemek yetmiyor, hatta bu tür kitapları e-kitap olarak da okuyamıyorum ben. Kitaba dokunmam lazım diyorum.”
Sesli kitap basılı kitabın yerini tutmuyor
Sesli kitapların dinleyici sayısı gün geçtikçe artıyor. Biz de dinleyicilere neden sesli kitapları tercih ettiklerini, hangi kitapları dinlediklerini ve bu tür ile ilgili diğer düşüncelerini sorduk.

Emine SEKME

Genellikle fiziksel bir uğraşı halinde isem zihnimi de boş bırakmamak adına sesli kitap dinliyorum. Yürüyüş yapmak, örgü, resim ve boyama yapmak buna örnek olabilir. Yolculuklar da sesli kitap dinlemek için iyi bir fırsat. Kısaca sesli kitap dinlemek benim için tamamlayıcı bir faaliyet. Çoğunlukla öykü ve deneme türlerinde eserler dinliyorum. Bunun yanında sesli kitap dinlemeyi, kitap okumanın alternatifi olarak da görmüyorum. Sesli kitabı bir okuma faaliyeti değil, bir dinleme faaliyeti olarak görüyorum ve kimi zaman dinlediğim kitapları daha sonra okuduğum oluyor. Kitap okurken, metinle baş başa olduğumu hissediyorum. Sesli kitap dinlediğimde ise, seslendiren sanatçının metinle arama girdiğini düşünüyorum. Her ikisi de farklı biçimler ve birbirlerinin yerine ikame edilmesi taraftarı değilim.

Hümeyra KORKMAZ

Sesli kitapları pratik ve keyif verici oldukları için tercih ediyorum. Kimi zaman seslendiren sanatçının tonlamaları oldukça etkileyici oluyor ve bazen sadece o kişinin seslendirdiği kitapları bile tercih edebiliyorum. Genellikle romanları sesli kitap formatında dinliyorum. Sesli kitabı yanımda taşımak, basılı bir kitabı taşımak gibi zor değil ve bu da bir tercih sebebi benim için. Yine de her kitap dinlemek için uygun olmayabilir, bazı kitapları sadece okumak gerekebilir.

Büşra KARAYIL

Cemil Meriç Gönüllüleri görme engellilere ses oluyor

Esenler Belediyesi bünyesinde hayata geçen Cemil Meriç Gönüllüleri projesi de görme engellileri, okuma yazma bilmeyenleri veya kitaba erişimi olmayanları sesli kitaplarla buluşturmayı amaçlayan önemli bir proje. Kendisi de 38 yaşında görme yetisini kaybeden fakat kitaplarla bağını koparmayıp o tarihten sonra 12 eser kaleme alan Cemil Meriç’in ismi bu proje ile yaşatılıyor. Cemil Meriç Gönüllüleri neler yapar, hangi kitapları seslendirir, kimlere hitap eder sorularına cevap bulmak için, yine bir Cemil Meriç Gönüllüsü olan Büşra Karayıl ile görüştük. Karayıl sorularımızı şöyle yanıtladı:
“Bu proje 2017 yılından beri sürmekte. Biz bu projede görme engelli kardeşlerimiz için kitap seslendiriyoruz, amacımız onların da istedikleri kitaplara en kolay ve çabuk şekilde ulaşması. Bizler, bu proje kapsamında kitapları Radyo Esenler’in stüdyosunda seslendiriyoruz. Kayıtların montajı yapıldıktan sonra Radyo Esenler’in YouTube kanalında kısım kısım yayınlanıyor. Bunun yanı sıra, pandemiden evvel, sözleşilen mekanlarda görme engelli kardeşlerimizle bir araya gelir onlara kitap okuyup onlarla sohbet ederdik ancak pandemiyle birlikte buna ara vermek zorunda kaldık. Proje kapsamında, usta kalemlerin eserlerini seslendirmeye gayret ediyoruz. Ek olarak gönüllülerimiz arasında kitabı olanlar varsa, kendi kitaplarını seslendiriyorlar. Elbette dinleyicilerden yorumlar alıyoruz.”

Önceki Yazı

Od’a Hizmet!

Sonraki Yazı

Çocuklara Çizgi Film Yapımını Öğretiyor

Son Yazılar

Suveydâ Vizyonda

Usta yönetmen, senarist ve yapımcı Mesut Uçakan'ın yeni filmi "Suveydâ" izleyicisi ile buluştu.