Küresel salgında müzeler ve kütüphaneler

12 dakikada okunur

Prof. Dr. Fethiye Erbay
erbayf@istanbul.edu.tr
İstanbul Üniversitesi Müzecilik Bölümü
Kütüphane ve müzeler iç içe geçmiş kavramlar olarak kullanılmaya başlandı. Küresel salgın ile birlikte ortaya çıkan dijitalleşme süreci ise farklı bir boyut ortaya koydu.

Müzelerde ve kütüphanelerde Covid ile birlikte eğitmek, bilgi alışverişinde bulunmak ve iletişim halinde olmak için dijital sunumlar yapılıyor. Örneğin Zoom ile birtakım konferansların verilmesi, dijital sergilerin açılması, kitapların okunarak ve seslendirilerek sunulması gibi. Aynı zamanda bu tür yeni hizmetler disiplinler arası bir iletişimi sağlıyor. Farklı alanlardan disiplinler arası altyapı desteği ile pek çok program yapılıyor.
Müzeler ve kütüphaneler hem akademik hem de kamusal ihtiyaçları karşılayacak sürekli eğitim, yaşam boyu eğitim çalışmalarını öne çıkarmaya başladılar. Mesela Oxford Üniversitesi e-kütüphanesini ücretsiz uzaktan erişime açtı. Aynı zamanda Metropolitan Müzesi 400 binin üstünde dijital sanat eserini web siteleri üzerinden erişime açtı.
Artık internette bilgiyi arama, saklama süreçlerinde sanal birtakım YouTube, Twitter ve medya kriterleri üzerinden sanal bir dünyada müzeler tartışılırken bu müzelere ve araştırmacılara destek olan kütüphaneler, başka dijital eğitim kurumları da bu interaktif uygulamalara dahil olmaya başladı. Kütüphanelerde, müzelerde bu mobil teknolojiler ve bilişim teknolojileri ile birlikte görsel sunumlar yapılmaya başladı. Mesela Uluslararası Müzeler Birliği çevrim içi müzeler toplantıları yapmaya başladı. Müzeciler, kütüphaneciler artık dijital ortamda uluslararası erişimlerle bilgilerini paylaşmaya başladılar. Uzaktan erişimle gerçekleşen bu tür çalışmalar bir anlamda işbirliği ve etkileşim ortamı oluşturdu.
Yeni teknolojilerin imkân verdiği şehir müzeleri, belediye müzeleri, kent müzeleri şeklinde farklı müzeler ortaya çıktı. Bu kent müzeleri kentin yaşanmışlığının hafıza mekânları olması açısından da büyük bir arşivin sergilendiği yerlerdir. Kent müzeleri ülkemizde Eskişehir’de, İzmit’te bulunuyor. Mesela onlardan birisi de Ödemiş Yıldız Kent Arşivi ve Müzesi Kütüphanesi’dir. Günümüzde bu tür müzeler büyük kitlelere kolayca ulaşabilen, bilişim teknolojileri ile birlikte bilginin kolayca erişildiği ve kullanıldığı mekânlar olması açısından da kütüphanelerle benzerlik gösteriyor. Bu müzelerde bilişim teknolojileri öyle kullanılmaya başlandı ki bir dokunmayla, uzaktan bir hareketle açılan kitaplar, kitabın sayfalarının okunması ya da dokunmatik ekranlarla kitabın içindeki bilgilere ulaşılması gibi sayısız yeni yetenekler sunulmaya başladı. Bu teknoloji ile yeni görsel kavramlara daha fazla erişilmeye başlandı. Artık kitabın bütün sayfalarının dijital olarak ekranlarda sunulması ile sanal müzeciliği kütüphanecilik çalışmalarıyla daha da yakınlaştırdı.
Sınırı olmayan müzeler ve kütüphaneler artık sınırsız erişim odakları
Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın pek çok sanal gezi, sanal müze örneklerinin olması bu sanal erişimi daha da kolaylaştırdı. Bu uygulamalar uzaktan erişim ile pek çok kişinin müzeleri gezmesini sağladı. Sınırı olmayan müzeler ve kütüphaneler artık sınırsız erişim odakları oldu. Binlerce kitaba aynı anda ulaşılmasını sağlayan sınırsız erişim ile daha fazla araştırma imkânı ortaya çıktı.
Covid sonrasında yapılan sanal çalışmalar, uluslararası sanal arşivlerin oluşturulması bilgiyi sanal ortama taşımaya devam edilecek. Fizikî erişimin yanında sanal erişimlerde yeni fırsatlar sunacak. Özellikle 1990’dan sonra bu bilişim sistemleri müzelerde ve kütüphanelerde yeni deneyim alanları yarattı. Bir kitabın içinden ya da bir yazma eserden alınan bir minyatürün müzede işlenerek görsel bir sunuma dönülmeye başlandı. Bu da kütüphanelerdeki araştırmaları, çalışmaları hızlandırdı. Bütün bu hızın yanında sonuç olarak, müze ve kütüphane yapısının kurumsal tarihi incelendiğinde, İskenderiye örneğine göre çok ayrı kurumlar değildir. İskenderiye Kütüphanesi sadece kütüphane olarak değil aynı zamanda bütün arşivleri saklaması, bunların kopyalarının çıkarılması, sistematik olarak saklanması ve bir kültür merkezi olarak işlev görmesi açısından da en iyi örneklerindendir.
Eskiden müzecilik açısından bilgi, bilgi panolarında verilirken şu anda istenilen bir kitabı dijital dokunmatik ekranlara ve masalara yüklenerek ya da Google Glass gözlükleri ile artık bilgiye odaklı çalışmalara hız verildi. Bunun da İskenderiye’den başlayan bugüne gelen müze ve kütüphane arasındaki işbirliklerini daha da artıracak. Çünkü müze arşivi, kütüphane artık kurumsal olarak bilgiyi toplumda nesilden nesile taşıyan bir üst görev üstleniyor.
Kültürel belleği korumakta öncülük ediyorlar
Müzeler, kütüphaneler ve arşivler büyük referans kurumları olarak toplumun geçmiş belleğini geleceğe sunmaları açısından kültürel bellek mekânları olma açısından önemlidir. Müzeler, kütüphaneler ve arşivler bu kültürel belleği toplayan, koruyan ve yayan kurumlar olarak toplumun da şekillenmesine öncülük ediyorlar. Günümüzde bu kadar önemli kurumlar olarak fizikî erişimlerin yanında dijital sunumlarıyla her türlü nesile ulaşan yeni bir hizmet alanı yaratmaya başladılar.
Modern kurulmuş müzelerin içinde de ilk yaptıkları çalışmalar sergileme alanlarının yanında müze kütüphanesi mekânlarının ayarlanmasıydı. Örneğin İstanbul Modern Kütüphanesi hem sergileme açısından hem de tasarım açısından gençlerin vakit geçirdikleri, araştırma yaptıkları bir mekân içeriyor. Müzenin içinde de böyle mekânlar yaratılması hem müzecilik ve kütüphanecilik açısından hem de meslekî gelişim açısından önemli.Hem müzeler hem de kütüphaneler artık sabah 09.00’da açılıp 17.30’da kapanan ya da belirli günler kapalı olan mekânlar değillerdir.
Covid-19 pandemi sürecinde görüldüğü üzere artık müzeler, kütüphaneler, arşivler dijital ortamda da çok büyük değişime ve gelişmeye imza atacaklar. Bu kurumlar toplumun her nesline kolayca ulaşabilecekleri projeler yürütecekler.
Covid’den sonra çok büyük veriler yüklenen dijital ortamda erişim bu kadar kolay olmayacaktır. Yani gelecekte çok büyük telif hakları, yeni ve yasal yaptırımlar gelecektir. Hem müzeler hem de kütüphaneler açısından bu kadar kolay erişilip kullanılabilen verilerin çok kolay hazırlanmadığı, arkasında çok büyük bir ekibin çalışması olduğu için daha sonra etik kurallara uygun birtakım önlemler alınacaktır. Artık meslekleri, disiplinleri gittikçe birbirine yakınlaştıran çalışmalar yapılmaktadır. Bunun içinde müze, arşiv ve kütüphanenin kurumsal olarak toplumun gelişmesine hizmet eden kurumlar olmaları açısından önemli görevler üstlenmektedir. Bu ülke çok büyük arşiv malzemelerine sahiptir. Onların da hem fiziksel hem de dijital ortamda çok iyi değerlendirileceği arşiv müzelerine ihtiyacımız var.

Önceki Yazı

Halk kütüphanelerine açılan yeni kapı “AVM kütüphaneleri”

Sonraki Yazı

Kütüphaneler bütün aile fertlerinin dikkatini çekmeli

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye