Pandemi Sonrası Müzelere Çok İş Düşecek

14 dakikada okunur

Koronavirüs süreci hayatlarımızı olumsuz bir şekilde etkilemeyi sürdürüyor. Pandeminin kültür sanat dünyasına etkisini de hepimiz en derinden hissediyoruz. Pandemi öncesi birçoğumuzun sıklıkla gittiği müzelerin bu süreçte yaşadıklarına dair Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Müzeolog Zeynep Toy Büke’yle buluştuk ve koronavirüsün etkisinde müzeciliği konuştuk.

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’nde lisans, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde müzecilik yüksek lisans öğrenimi gördüm. 10 senedir müzecilik alanında müzeolog ve proje koordinatörü olarak yaklaşık 30 müze ve sergi projesinde, küratöryel işte ve kurulumda yer aldım. Bu alanda bağımsız olarak çalışmaya devam ediyorum. 2017-2021 yılları arasında Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği’nde Genel Sekreterlik görevindeydim. 2021 yılı itibariyle derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmekteyim. Aynı zamanda Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) ve Uluslararası Müzeler Konseyi’nin (ICOM) üyesiyim.
Başkanlığını yaptığınız Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği’ni sizden dinleyebilir miyiz?
Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği (MMKD), 2011 yılında Türkiye’de müzelerin Uluslararası Müzeler Konseyi’nin (ICOM) belirlediği müze tanımına uygun, çağdaş kültür kurumları olarak işlev görmesini sağlamak; ICOM’un belirlediği mesleki standartlar ve etik değerler doğrultusunda, Türkiye’de müzeciliği bir meslek olarak desteklemek ve müzecilerin gelişiminde aktif rol almak; dayanışmayı sağlamak; müzecilik mesleğinin sorunlarını saptamak, çözüm üretmek için girişimlerde bulunmak başta olmak üzere müzecilik alanında faaliyet gösteren tüm uzman, akademisyen ve çalışanlara yönelik hizmet veren bir platform olarak kuruldu.
Müzeciler sahne arkasını anlatıyor
MMKD Türkiye’de müzecilik mesleğine katkı sağlamak, sorunlarımızı konuşmak, müzecilik araştırmalarına yön vermek ve güncel gelişmeleri sunabilmek amaçlı projeler yürütmektedir.
2016’dan bu yana “Müzeciler Sahne Arkasını Anlatıyor” etkinliğini yürütüyoruz. Bu sene 15 günde bir yapmayı planladığımız programımızı pandeminin yarattığı olumsuz koşullar devam ettiğinden çevrim içi olarak yapıyoruz. Müzeciliğin çeşitli alanlarından uzman meslektaşlarımız, akademisyenler ve kültür yöneticileri programımıza katılarak müzecilik mesleği hakkındaki tecrübelerini paylaşıyorlar. Müzecilik alanında sivil toplum, üniversite ve kamu birlikteliğinin üretime ve sorunların çözümüne önemli katkılar sağladığını görüyoruz. Bu dönem ise YouTube kanalımızdan canlı yayınladığımız konuşmaları çoğaltmayı planlıyoruz. Aktif olarak yürüttüğümüz projelerden biri de, “Kapılar Müzecilere Açık” programıdır. Bu program, müzeler ve müzeciler arasındaki iletişim ve etkileşimi arttırmayı, müzecilerle müzeler arasındaki sınırları kaldırmayı amaçlıyor. Kapılar Müzecilere Açık programına destek veren müzeleri, üyelerimiz ücretsiz ziyaret edebiliyor ve düzenlediğimiz programlarda uzman rehberliğinde gezebiliyor. Müze yöneticileri, koleksiyon ve arşiv uzmanları, restoratör, konservatör, halkla ilişkiler uzmanları, eğitim uzmanları ve süreli sergi yöneticileriyle merak ettikleri konularda görüşme ve tartışma imkânı buluyorlar.
Pandemi, faaliyetleri olumsuz etkiledi
Dünyada ve Türkiye’de müzelerin faaliyetleri pandemi sebebiyle azaltıldı. Müze çalışanlarının büyük bir çoğunluğu müzelerinin kalıcı olarak kapatılmasından endişe duyduklarını birçok raporda dile getirdi. Bugün de müzeler yavaş yavaş açılarak uyum sağlamaya çalışsa da küçük ölçekli müzelerin maalesef kapandığına şahit olduk. Dünyadaki müzeler de benzer zorluklarla karşı karşıya. Amerikan Müzeler Birliği (AAM) Başkanı Laura Lott yaptığı bir açıklamada, 12 bin müzenin kapanma tehlikesi ile karşıya olduğundan ve bunun yaratacağı olumsuz sonuçlardan bahsediyor.
Müzeler şu anda ne durumda?
Bugün müzelerde açılmalar yaşansa da seyahatlerin hala kısıtlı olması, etkinliklerin düzenlenememesi ve belli kuralların (maske, mesafe kuralları, HES kodu sorgulama vb. detaylar) devam etmesinden dolayı müzelerde tam kapasiteyle faaliyet yürütülemiyor. Müzelerde koruma ve güvenlik önlemleri daha baskın hale geldikçe sergileme ve etkinlik planlamalarının kısıtlandığı gözlemleniyor. Türkiye genelinde müze sayısının 2021 itibariyle arttığı belirtilse de, birçok müze hala tam kapasite çalışamıyor.
Dijitalleşme pandemiyle gelmedi
Pandemiyle birlikte dijitalleşmenin müzecilikte etkisi ne oldu?
Dijitalleşme müzecilikte yeni bir olgu değil, biz son 10 yıldır müzelerde kurgu ve anlatım için dijital unsurlar kullanıyoruz. Pandemi döneminde ise müzeler mekânsal sürdürebilirliklerini sağlayamayınca dijitalleşme kurtarıcı olarak görüldü. Bir yandan da bu imkânı yaratamayan müzeler oldu. Bu bağlamda erişilebilirlik eşit mi? Bu dijital müzeler her yaş ve farklı gruplara göre mi düzenleniyor? Ya da diğer sosyal medya platformlarıyla rakip mi? Bu soruların cevabı çok önemli bence.
Yeni müzecilik anlayışıyla kullanılan dijital uygulamalar, müzelere çeşitli yöntemlerle eklenerek kültürel varlıklara erişim yollarına başka bir yönden bakılmasını sağladı. Tüm bunların yanı sıra, gelişen dijitalleşmenin müzelerde yaygın kullanımı hem bazı sorunları beraberinde getirecek hem de olumlu etkiler yapacak. Tarih müzelerinde günümüze ulaşamamış eser, mekân ya da mimari öğelerin canlandırmasında kullanılan dijital uygulamalar ve teknolojik sistemler öğrenmeye teşvik etmiş, deneyim imkânını arttırdı. Buna karşın sadece sanal ortamda müze kurulurken bilgi kaynağı ve içeriği ne kadar doğru kullanılıyor, ziyaretçilere yaşatılmak istenen deneyim ve aktarılmak istenen bilgi için koleksiyon ya da tema içeriğine en uygun olduğunu düşünülen ortamlar yaratılıyor mu? Dijital müzeler müze uzmanları, küratörler ya da tarih bilimcilerinin kriterleri göz önünde bulundurularak mı kurgulanıyor? İşte bunları müzeciler olarak tartışmamız gerekiyor.
Pandemiden sonrasını müzelerin geleceği açısından nasıl görüyorsunuz?
Toplumlar bu pandemiden çok korktu ve belli psikolojik refleksler geliştirdi. Toplumların eski hallerine dönmesini sağlayacak araçlardan biri de müzelerdir. Müzecilerin bu bağlamda yapacağı en iyi işlerden biri, müzelerle toplumun iletişim halinde olabilmesini sağlamak, toplumsal yaraları sarabilmektir.
Müzeler evden çalıştı
Müzeler ve müzeciler koronavirüs sürecinden nasıl etkilendi?

Bu iki yılda müzelerin kapalı olduğu, müzecilerin evden çalışma yürüttüğü bir dönem yaşadık. Bu süreçte ICOM, NEMO (Avrupa Müze Organizasyonu) ve UNESCO müzecilik ve pandemi konusunda birçok rapor yayınladı. Bu raporlara göre dünyadaki müzelerin %90’ı ne zaman açılacağı belirsiz bir şekilde geçici olarak kapatıldı. Bu belirsizlik kurumlarda korku ve endişe yarattı. Bu bize gösterdi ki müzelerin kapanmasına sebep olacak bir krizde müzelerin işleyişini sürdürecek başka yöntemler düşünmek gerekiyor. Örneğin, kapanmalar sırasında birçok müze dijital etkinlikler geliştirdi ancak bazı müzelerin altyapısı böyle bir işleyişe hazır değildi. Bazı müzeler ise yıllardır yoğunluktan dolayı yapamadıkları arşiv ve eser belgeleme çalışmalarına yöneldi. Biz de bu dönemde MMKD olarak, “Pandemi Sürecinde Müzelerin Yeniden Açılması İçin Tavsiyeler” başlığı altında, müzeler ziyaretçilere yeniden açılmadan önce ve açıldığında yapılması gerekenleri, alınması gereken önlemleri üyelerimiz ve müzeler ile yazılı olarak paylaştık. Aynı zamanda, çalıştıkları müzelerde sürecin nasıl yaşandığını tespit etmek amacıyla üyelerimize sorular gönderdik, değerlendirmelerimizi yaptık.
Pandemiyi anlatan müzeler olacak
Müzeler belli bir kişiye, döneme ya da belli bir topluluğa ait değil. Kuruldukları andan itibaren tüm topluma hizmet ederler. Kalıcı kapanmalar yaşanması, kültürel ve tarihsel bellek olarak belli bir anlatımı kaybedeceğimiz anlamına gelir. Bir yandan da zor koşullar ve krizlerden sonra bile ayakta kalabilen müzeler kolektif hafıza için bir umut kaynağıdır. Müzeler her zaman en kötü durumda bile kendilerine yol bulabilirler, çünkü müzeler tarihin, sanatın aktarıldığı, geçmişi, bugünü ve geleceği sunan yerlerdir. Henüz pandemi sürecinde yapılamasa da, ileride bu dönemleri anlatan sergiler, müzeler olacaktır.

Önceki Yazı

Kültürler arası sınırları kaldırdı!

Sonraki Yazı

Çocuk edebiyatında zor konular

Son Yazılar

Alyoşa’dan aşk ile selam

Sanat ajandası, sanat dolu bir sayfa ile karşınızda. Bu sayımızda sanatçı Aliye Berger’in hikayesini anlatacağız. Aliye