Kitabın ve okumanın yüzlerce yıllık serüveni Ketebe Müteferrika Dizisi’nde…

7 dakikada okunur

Kurulduğu günden bu güne yayın dünyasına önemli eserler kazandıran Ketebe Yayınları, yılın ilk aylarında dikkat çeken bir projeye imza attı. 9 Mart tarihindeRami Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen tanıtım toplantısında Ketebe Müteferrika Dizisi okurlarla buluştu.

Kitabın ve kütüphanelerin çevresinde gelişen kültür, gün yüzüne çıkarılıyor. Ketebe; kitaplar, kütüphaneler, kitap tutkunları, koleksiyonerler ve çok daha fazlasından oluşan bu kültür dünyasını Ketebe Müteferrika Dizisi’nde görünür kılmak için yola çıktı. Yayınevi, kitap tutkunları için tasarladığı Müteferrika Dizisi’ne iki anlamlı kitapla girizgâh yaptı.

Basın toplantısında İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Mehmet Erken, “Dijitalleşen dünyada kitap artık her türlü ulaşılabilen bir şey. İçeriğine ulaşma arzusu bir şekilde karşılık buluyor. Ancak kitabın bir fonksiyon olarak varlığını sürdürmesi de çok önemli. Bir nesne olarak kitabın devamı koleksiyonerlikle ve kitaba olan arzuyla mümkün” açıklamalarında bulundu.

Müteferrika Dizisi 2 Kitapla Yola Çıktı

Dizinin ilk kitabı “İbrahim Müteferrika Matbaası ve Türk Matbaacılığı”, Giambattista Toderini’nin İbrahim Müteferrika’nın matbaasının faaliyetlerini anlattığı meşhur eserinin tezhip sanatkârı Rikkat Kunt tarafından yapılmış çevirisi. Üç kısımdan oluşan kitap Kunt’un Toderini’den yaptığı çeviriyle başlıyor. Şevket Rado’nun notlandırarak yayıma hazırladığı bu metin, Rikkat Kunt’un yayımlanmış tek eseri olma hüviyetini taşıyor. Devamında, Türk matbaacılığı sahasında öncü çalışmalara imza atmış Selim Nüzhet Gerçek’in evrâk-ı metrûkesinden ve kitaplarından Rado tarafından derlenen Tanzimat sonrası matbuatına dair bölüm geliyor. Ardından Şevket Rado’nun, çıkardığı dergilerden kurduğu matbaalara, tifdruk baskı tekniğini Türkiye’ye getirmesinden bir grevle altüst olan yayıncılık hayatına; kendi serüvenini anlattığı kısımla son buluyor. Türk matbaacılığının; Şevket Rado’nun, hayattayken yayımlanmış son eseriyle birlikte armağana dönüşen iki buçuk asırlık hikâyesine dizide yer veriliyor.

Müteferrika Dizisi’nin ikinci kitabı ise bir kitap tutkunundan: 20. yüzyılın en meşhur sahaflarından Hans Peter Kraus’un yazdığı “Bir Nadir Kitap Destanı”. Bir Gutenberg Kitab-ı Mukaddesi’ne sahip olabilmek için tek seferde yedi haneli bir meblağı ödeyecek kadar tutkun… Kitap sevgisi ve öğrenmeye duyduğu aşk, Kraus’a Viyana’daki bir kitabevinde çıraklıktan New York’ta bir kitapçı imparatorluğu kurmasını sağlamıştı. Bu kitap ise Kraus’un yegâne mirası; manastırlarda, tavan aralarında ve müzayede salonlarında nadir kitapların peşinde soluksuz hatta destansı öyküsü…

Dizi editörü Ahmet Yasin Çomoğlu, “Türkiye’de kitabı ve onun dünyasını bu açıdan tutkuyla seven insanlar var, tıpkı yurt dışında olduğu gibi. Dolayısıyla bu tutkunun karşılık bulması için Müteferrika Dizisi’nde, içeriğiyle kitabın tarihini, kültürünü, okurlarını, sevdalılarını, kütüphaneleri anlatan ve şekliyle de kendileri koleksiyonluk olacak kitaplar yayımlamayı arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Ketebe Yayınları Yeni Dizilerle Yoluna Devam Ediyor

Ketebe Yayınları kitap ve etrafında gelişen dünyaya dair Doğu’da ve Batı’da yazılmış seçkin metinleri üst düzey prodüksiyon baskılarıyla okurla buluşturmaya devam edecek. Dizi dahilinde; kitaplar, kütüphaneler, kitap toplayıcıları, okuma kültürü gibi konulara dair özel bir koleksiyonla Müteferrika Dizisi raflarda yerini alacak.

Dizi editörü Oğuz Selim Başar, “Bizim burada söylemek istediğimiz kitabın kendisinin de bir tarihi olduğu aslında. Kitap; koleksiyonu yapılabilir, alınabilir, satılabilir bir meta. O yüzden sınırlı sayıda basılacak. Bir program çerçevesinde düzenli bir şekilde çıkacak. Yan kâğıtları ebru, şömizli ve numaralı baskılar yaptık. Hem kitabın bir koleksiyon nesnesi olduğunu anlatmaya çalışıyor hem de koleksiyonluk eserler çıkartıyoruz” dedi.

Yayınevinin bu eserlere her geçen gün yenilerini ekleyerek yayın dünyasına çok önemli katkılar yapmaya devam edeceği aşikâr ve tabii daha nicelerine…

 

Önceki Yazı

Batman’ın mevsimi sinemayla değişti

Sonraki Yazı

Sanatımın sadakasını eğitimci olarak ödüyorum

Son Yazılar

Varlığa gülümsemek

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun? Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu? Denizin derinliğine bir

Yoksulluk ve takva

70’lerin ve 90’ların sonlarını aratmayan büyük bir enflasyonun endişeleri içinde girdik Ramazan’a. Gelir uçurumları keskin bir

Kısa caz tarihi 

İkinci kez okuduğum, dünyanın farklı dillerine çevrilen Joachim E.Berendt ‘in “Caz Kitabı”ndan yola çıkarak kendi yorumlarımı

Elly hakkında konuşalım mı?

Sinema serüvenine 2000’li yıllarda başlayan İran’ın önde gelen sinemacılarından Asghar Farhadi, 2008 yılında Berlin Film Festivali’nde