Osman Gazi’nin Torunları Kurtarılmalı

5 dakikada okunur

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, dar sokakların ve binaların arasında unutulmuş gibi duran, her detayıyla erken dönem Osmanlı mimarisinin örneklerini yansıtan bir türbe var: Çoban Bey Türbesi… Tarihi eser barındırma konusunda Bursa en az İstanbul kadar zengin. Üstelik bu şehir tamamıyla Osmanlı erken dönem ruhunu yansıtır ve bu açından diğer tüm şehirlerden ayrışır. Dolayısıyla bir süre sonra bakar körlük oluşabilir. Herhangi bir tarihi eserin yanından şöyle bir bakıp geçebilir veya hiç bakmayabilirsiniz. Çoban Bey Türbesi de bu açıdan eski taşlardan bir taş gibi ilgi ve alakadan mahrum şekilde Emirin Çocuk Parkı’nın yanında duruyor.

Orhan Gazi’yi hepimiz tanırız. Osman Bey’in oğlu… Ibn Battuta’nın “Türkmen beylerinin en ulusu” dediği Orhan Gazi. Peki ya belki de en az kendisi kadar yiğit ve muzaffer kardeşi Çoban Bey’i? Çoban Bey Bursa fethinde aktif rol almış görünüyor. 23 yıl sürmüş Bursa muhasarasında askerleriyle birlikte şehrin doğu tarafında çarpışmıştı. Burada, yıllar süreceği tahmin edilen kuşatma için inşa edilmiş bir kale vardı: Balabancık. Efsaneye göre Osman Gazi oğlu Orhan’a “Beni şu gümüşlü kümbete defnedesiniz” diye bu kalenin tepesinde vasiyet etmişti. Diğer bir hisar da şehrin batı tarafında bulunan Aktimur Kalesiydi. Gazi Aktimur, Osman Bey’in abisi Gündüz Bey’in oğluydu. Fakat Balabancık Bey kimdir bilmiyoruz. İsminden bunun bir mahlas olduğu belli.
Bursa fethinden sonra şehrin doğu tarafı Irgandı Köprüsü’ne kadar Çoban Bey’e vakfediliyor. Daha sonra “Acaba Balabancık denen bey bizzat Çoban Bey’in kendisi olabilir mi” deniyor. Zira ileriki yıllarda vakfiyelerde Balabancık adlı bir Bey’e rastlanmıyor. Eh, Balabancık Hisarı ve bölgesi de Çoban Bey’e vakfedildiğine göre, kulağa pek de saçma gelmiyor. Hem Batı tarafındaki hisarda aileden olan Aktimur Gazi görevlendirilirken Doğu tarafı neden Balabancık adlı herhangi bir askere bırakılsın? Konu taze. Araştırmak ve üzerine gitmek icab ediyor.
XXX
Çoban Bey hayatını kaybettikten sonra bugün Yıldırım – Molla Arap denen bölgedeki türbesine defnediliyor. Burada o zamanlarda bir cami, medrese ve hatta imaret olduğunu tahmin etmek zor değil. Bunu bize gelenek söylüyor. Zaten 1855 Bursa depreminin ardından buradaki Külliye’den bir tek türbenin ayakta kalabildiğini bize kayıtlar söylüyor.
Geçen hafta Çoban Bey’i ziyaret ettim. Türbe’nin cephesi iyi durumda değildi. Bahçesinde banklar var. Karşıda koca bir park varken burada neden banklar olduğunu anlayamadım. Açıkçası istirahat etmek için pek o kadar da bakımlı olmayan bir alan. Bahçenin yol tarafına doğru yazıları artık silinmiş iki tane şahide var. Demek ki daha fazlası da olmalı. Öyle anlaşılıyor ki burası bir hazire. Fakat bakımsızlıktan bu hazirenin yok olduğu ve üzerine anlamsız banklar yerleştirildiği görünüyor. Bursa Belediyesi bu bahçede ivedilikle temizleme ve kurtarma çalışması yapmalı. O eğir büğrü bahçenin altında belki de Osman Gazi’nin torunları yatıyor.

Önceki Yazı

Bir Çocuk Yüreğinin Arzusu Olarak Düşler ve Rüya Ustası Dev

Sonraki Yazı

16. Sayı Kitaplık

Son Yazılar

Suveydâ Vizyonda

Usta yönetmen, senarist ve yapımcı Mesut Uçakan'ın yeni filmi "Suveydâ" izleyicisi ile buluştu.