Varlığa gülümsemek

6 dakikada okunur

Günde kaç kez ufukla göz göze geliyorsun?

Gökyüzünün sana göz kırptığı oluyor mu?

Denizin derinliğine bir kez dalıp da sonsuzluğun davetiyle büyük manalara çekildiğini hissettin mi hiç?

Bir dağın heybetine, vakarına, dürüstlüğüne huşuyla dalıp kendi benliğine yol aldın mı?

Sarı çiçeğe  “Annen baban var mıdır?” diye sordun mu?

Hiç kendine “Hakikatin ne kadarına dayanabilirim?” dedin mi?

Hayır mı? Gündelik yaşam ve rutinleri mi vardı? İş ve koşulları mı? Projeler ve ödüller, saygınlık ve üstünlük mü?

Ruhun gittikçe ağırlaşıyor ve yalnızlaşıyorsun.

Vaktin yok. Başka sesler, renkler, hedeflerle dolusun.

Geminin gittikçe battığının farkında mısın?

Farkındasın, aslında her şeyin idrakindesin ama kabuğun kendi kendine çatlamasını bekliyorsun, nereden incelirse oradan kopsun diyorsun belki, korkuyorsun. 

Zamanı heba etme. Ses’e gel. Kuş nağmeleri, bir süsenin mor rüyalarının büyüsüyle dolu olan çağrı’ya gel. Hayat seni durmadan çağrıyor. Duymuyor musun?

Yaşam bir kerelik, sonsuz hayatı yakalamak tek ödevin olmalı.

Gel ve anlat bana, seni dinleyeceğim. Görkemli sessizliği bütün var oluşuyla dinleyen o küçük kız çocuğu Momo gibi.

Seni dinleyeceğim çünkü senin kederin, yalnızlığın, gözyaşların, hayal kırıklıkların, suistimal edilişlerin, aldatılmaların, arayışların, sorgulamaların, çırpınışların, pes edişlerin, endişelerin, anlamsızlıkla kıyasıya kavgaların… benim hikâyemdi.

Ses’e kulak verince…

Sonra beni bir karanlıktan çekip aldılar. Varlığa gülümsedim. Yoldaşı oldum yaşamın çünkü yoldaşmış tüm yaşam bana. İçimin açıldığını, kara bulutların dağıldığını, zihnimin berraklaştığını fark ettim.

Bir çiçeğin solmasına da yoldaştım, bir geminin engin denizde, o benzersiz diyara bir başına akıp gitmesine de.

Her şeyin bende nefes alıp verdiğini anladım ve sanki ilk nefesimi işte o zaman aldım. 

Hep daha iyi bir yaşam için kazanılacak paraların, insanı yaşamın bütün renklerinden, kokuklarından, mevsimlerinden çekip aldığını, yaşamı nasıl tükettiğini anladım.

Komşuya yardım ederken yardım gören bendim. Düşene el uzatırken kendini kaldıran da. Birinin hakkını gasp ederken özüne kıyan da. Bendim ve her şeydeydim, her şey bendeydi. Ben yaşattıkça yaşayacak olandım. Öldüren sonsuza dek ölendi. Seven her daim sevilecekti.

Kendime göstermek istediğim bahçeler var, tanışmak istediğim ağaçlar, çiçekler, kuşlar…

Bir çam kozalağını koklamak, bir yaprağın biçiminde efsunlanmak, kokusunu  bir elma ağacının içine çekmek doyasıya.

Küçük hesaplar peşinde koşmak değil, yüce şeylerle dolup taşmak. En soğuk sulara dalıp en sıcak kelimelerle dönmek istemek yaşama. Bir şarkı beni mırıldansın şimdi, oturup bir ateşi bir dostla hiç konuşmadan izleyeyim.

Yüzlerden anlamak istiyorum artık. Ufukla göz göze gelmek ve konuşmak soylu dünyaların diliyle. 

Ellerim bağlı bile olsa başka düğümleri çözebileceğimi biliyorum. Gökyüzünden daha geniş şimdi içim. Bütün insan kardeşlerimi içime alabilirim. 

Ve kendimi de bağışlayacağım kör yıllarım için. 

Burdayım. Varlığa gülümsüyorum çünkü.

 

 

 

Önceki Yazı

Yoksulluk ve takva

Sonraki Yazı

Tekke musikisinde güzellik neşet ediyor

Son Yazılar

Şehir, mimari ve sanat

Hepimizin ortak derdi olan hususlarla ilgili birkaç soru soralım; Mimarlık eğitimi ülkemizde bu kadar geliştiği halde