Kutsala Hakaretin Sanatı Olmaz

11 dakikada okunur

Aylin İZMİR

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolarda İslâm’ın en mukaddes mekânı Kabe-i Muazzama’ya yapılan saygısızlık herkes tarafından tepkiyle karşılandı. ‘Sanat’ adı altında yapılan bu çirkin hareketi edebiyat ve sanat dünyasından birkaç isme sorduk ve hepsinden ortak bir yanıt aldık: “Kutsala yapılan hiçbir saygısızlık sanat adı altında meşrulaştırılamaz ve sınırsız özgürlük kabul edilemez.”

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir sergide, kıblemiz Kabe-i Muazzama üzerine yerleştirilen şahmeran temalı resim, geçtiğimiz haftaların en tartışılan konusu haline gelmişti. Kısa sürede sosyal medyada gündem olan bu konu, bazı çevreler tarafından ‘sanat’ ve ‘ifade özgürlüğü ’ adı altında meşrulaştırılmaya çalışılsa da bu saygısızlığa sessiz kalamayanlar tepkilerini yüksek sesle dile getirdi. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede kutsalın ayaklar altında çiğnenmesi “Sanatın ve özgürlüğü n sınırları nelerdir?” sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı. Bu zamana dek birleştirici bir unsur olarak karşımıza çıkan sanat, ne oldu da bir provakasyon aracına dönüş tü? Kültürüne ve kutsalına yabancılaşan bu anlayış, kendi zihin dünyasında sanatı nasıl konumlandırıyor? Tüm bunları şair, gazeteci ve yazar Beşir Ayvazoğlu, ebru sanatkârı Hikmet Barutçugil, karikatür sanatçısı ve yazar Hasan Aycın ile sinema ve tiyatro oyuncusu Ali Nuri Türkoğlu ile konuştuk.

 

Edebiyatçı, şair, yazar, gazeteci  Beşir Ayvazoğlu:
SINIRSIZ HÜRRİYET ANARŞİNİN KAPISINI ARALAR

“Sanat” ve “özgürlük” kavramının arkasına sığınarak geniş kitlelerin kutsal bildirdiği değerleri aşağılamak, aynı zamanda sanatın da, hürriyetin de ruhuna bir saldırıdır. Sınır tanımayan bir hürriyet, başkalarının hürriyetini kısıtlamanın da ötesinde insanlığı felakete sürükleyecek bir anarşinin kapısını aralar. Bu tür saldırılar toplumun kılcal damarlarına virüs enjekte ederek sosyal hayatı enfekte etmekten, öfkeleri kabartmaktan başka bir işe yaramaz.

 

Karikatür Sanatçısı ve Yazar Hasan Aycın:
İNSAN ELİNDEN DİLİNDEN SORUMLUDUR

İnsanlar sanatçı olunca temel yükümlülüklerinin dışına mı çıkıyor? Böyle bir durum söz konusu değildir. Burada hangi ifadenin özgürlüğünden bahsedebiliriz? Yeryüzünde milyarlarca insanın inandığı kutsallara saldıracaksınız ve bunu özgürlük şemsiyesinin altına sığınarak yapacaksınız. İnsanlar bağımsız mıdır? Bağımsız insan sorumsuz mu olur? Bağımsızlık nedir? İnsanların bağlı olduğu değerler yok mudur? İnsanı insan yapan değerler vardır. Değerlere saygısızlık kabul edilebilir bir şey değildir. Sanat bir insan eylemi ise ilk olarak şunu sormalıyız: İnsan bağımsız mıdır ki elinden çıkan bağımsız olsun. İnsan sorumludur. En çok da elinden ve dilinden yani ifade ettiklerinden sorumludur.

 

Ebru Sanatkârı Hikmet Barutçugil:
BİZİM SANATIMIZ GÖNÜLE HİTAP EDER

Sanatın belki de binlerce tanımı var, her tanım da yapana göre doğrudur. Çünkü yapılan eserler yapanın iç dünyasını bize gösterir, açığa vurur. Bizim anladığımız sanat; Batı sanatları gibi göze değil, ‘gönül’e hitap eder. Üst düzeyde olgunluğu hedefleyen hayal gücünün verdiği zenginlik içindeki tefekkür, (düşünerek fikir üretme) ve gönül gözünün gördüğüdür. ‘İnsan olma haysiyeti ‘ne ulaşma yolculuğunda bir ilahi güzellik arayışı vardır. Sınırsız güzellikler içindeki acizliğimizi anlayarak edep ve tevazu ile Yaradan’ a yaklaşmak amacındadır. İslam sanatlarında siyaset, toplumsal konular olmamalı, özellikle de türü, dini, mezhebi ne olursa olsun kutsallara saygısızlık yapılmamalıdır.

 

Sinema ve tiyatro oyuncusu Ali Nuri Türkoğlu:
İYİYİ, DOĞRUYU VE GÜZELİ BARINDIRMALI

Sanat, erbabının bir içe doğuşu, iyi doğru ve güzel olacak bir biçimde dışavurumur. Sanat, iyi doğru ve güzeli mutlaka barındırmalıdır, eğer bunların üçünden biri olmazsa ortaya çıkan şey hezeyan yahut çoğu zaman atık olabilir. Sanat bu kadar geniş bir çuval değildir ki içine istediğimizi atabilelim. Bu konuyu şu örnekle açıklayabiliriz: Kuşların kutsal sayıldığı bir memlekette kuşlara saygısızlık yapmanıza izin vermezler. Siz de oralıysanız yahut bir şekilde orada mukimseniz, bunu bilir buna göre hareket edersiniz. Eğer bildiğiniz halde olumsuz bir eylemde bulunuyorsanız, bu kışkırtmaya, provokasyona girer. Burada iki tür okuma yapılabilir: birincisi fazlasıyla iyi niyetli bir okumadan söz edebiliriz. İkincisi ise; bu memlekete turist olarak dahi gelse Müslüman bir ülkede inancına/kutsallarına hakaretin ya da aşağılamanın bir tahrik unsuru olduğunu öğrenmiş olması gerektiğidir.

SANAT MAKYAJLI VANDALİZM

Meselenin başka bir tarafını da şöyle görüyorum; malumunuz vandalizm hayatın her alanında karşımıza çıkabiliyor. Sanata, sanat eserlerine, tarihi emanetlerimize çevremize ekosisteme karşı tutumumuz çoğu zaman maalesef vandalca olabiliyor. Vandalizm malumunuz olduğu üzere, üretmeyi-yapmayı bilmeyen insanımsı varlıkların yıkmaya yönelmesi şeklinde özetlenebilir. Sanata, sanat eserine saldırmak onu yakıp yıkarak, küçümseyerek, görmezden gelerek de tahrip edebilirsiniz. Kutsala, inançlara ister doğrudan, ister örnekte olduğu gibi “sanat bahanesiyle” saldırdığınızdaysa vandallıktan kaçışınız yoktur. Bu defa adınız “makyajlı vandal” olacaktır. Ortadan kaldırmakla bozup parçalamak yıkmak konusunda maharetli vandalların, başka bir biçimiyle yani içerideki vandalizmin sanat adı altındaki başka bir tezahürüdür olsa olsa. Burada ısrarla üzerinde duracağım kavram medeniyettir. Evvel emirde sanatın ne olup ne olmadığı ve akabinde medeniyet kavramı üzerinde etraflıca düşünmeye vakit ayırmalıdır. Yoğrulduğumuz medeniyetin kodları, kutsalı da, özgürlüğü de, öz evladı gibi tanır ve sahip çıkar. Yelin kayadan alacağı kadar eser geçer. Günün sonunda kalacak olan gerçek sanat ve sanatçıdır.

Önceki Yazı

Geçen Yıl Online Okuduk

Sonraki Yazı

Adnan Menderes Demokrasi Müzesi

Son Yazılar

Çölde Doğan Şiir

Kalıntıları bugün de hayatiyetini sürdüren İttihat ve Terakki’nin tek bir hedefi vardı: Ne olursa olsun, Abdülhamid